Edebiyat tarihinin en tüyler ürpertici tesadüflerinden biri, birbirine hem hayatıyla hem ölümüyle bağlı iki Rus şairin hikayesi. Aleksandr Puşkin ve Mihail Lermontov, sadece aynı edebi geleneğin iki devi değil; ikisi de düelloda hayatını kaybetmiş, üstelik her ikisi de eserlerinde bu ölüm biçimini defalarca kurgulamış şairler.
Puşkin: Modern Rus Edebiyatının Kurucusu
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, 1799’da doğdu ve kısa yaşamına rağmen “Yevgeni Onegin” gibi eserleriyle modern Rus edebiyatının kurucusu kabul edildi. Onun şiirsel dili, kendinden sonra gelen tüm Rus yazarların üzerinde derin bir etki bıraktı; Gogol’dan Tolstoy’a kadar pek çok isim Puşkin’i kendi edebi babaları olarak andı.
Puşkin’in en tanınmış eseri “Yevgeni Onegin”, bir düello sahnesiyle doruğa ulaşır: roman kahramanı Onegin, en yakın dostu Lenski’yi gereksiz bir kıskançlık yüzünden düelloda öldürür. Puşkin bu sahneyi yazarken, kendi geleceğinin de benzer bir sona doğru ilerlediğini elbette bilmiyordu.
Bir Karısı, Bir Söylenti, Bir Düello
1837 yılına gelindiğinde, Puşkin’in karısı Natalya Gonçarova ile Fransız subay Georges d’Anthès arasındaki dedikodular Petersburg sosyetesinde yayılmaya başladı. Onurunu korumak isteyen Puşkin, d’Anthès’i düelloya davet etti. 27 Ocak 1837’de gerçekleşen düelloda Puşkin karnından ağır yaralandı ve iki gün sonra, henüz otuz yedi yaşındayken hayatını kaybetti.
Puşkin’in ölümü, tüm Rusya’yı yasa boğdu. Ancak bu trajedinin edebiyat tarihindeki en çarpıcı yankısı, henüz yirmi iki yaşında olan genç bir subay-şairden geldi: Mihail Lermontov.
“Şairin Ölümü”: Lermontov’u Sürgüne Gönderen Şiir
Puşkin’in ölüm haberi Petersburg’a ulaştığında, Lermontov öfke ve acı dolu bir şiir kaleme aldı: “Şairin Ölümü”. Şiirde Lermontov, Puşkin’i saray çevresinin dedikoduları ve kayıtsızlığı yüzünden ölüme sürüklenmiş bir kurban olarak tasvir ediyor, üst tabakayı doğrudan suçluyordu. Şiir el yazmaları halinde Petersburg’da hızla yayıldı ve Lermontov’u bir gecede ülkenin en çok konuşulan genç şairi haline getirdi.
Ancak bu şöhretin bedeli ağır oldu. Çarlık yönetimi, şiiri bir tehdit olarak gördü ve Lermontov’u Kafkasya’daki bir askeri birliğe sürgün etti. Böylece Lermontov, edebiyat kariyerine adeta Puşkin’in ölümünü kutlayan bir ağıtla başlamış oldu; ne var ki bu ağıt, kendi geleceğini de garip bir şekilde önceden yazmış gibiydi.
“Zamanımızın Bir Kahramanı” ve Tekrarlanan Düello Teması
Lermontov’un başyapıtı sayılan “Zamanımızın Bir Kahramanı” romanı da, tıpkı Puşkin’in “Yevgeni Onegin”i gibi bir düello sahnesi etrafında şekillenir. Romanın kahramanı Peçorin, bir düelloda eski bir arkadaşını öldürür ve bu olayın ardından yaşadığı boşluk duygusuyla baş etmeye çalışır. İki şairin de en tanınmış eserlerinde kahramanlarını düellodan galip çıkarmaları, sonradan bakıldığında neredeyse kehanet gibi bir ağırlık kazanıyor.
Lermontov’un Kendi Düellosu
15 Temmuz 1841’de, Puşkin’in ölümünden yalnızca dört yıl sonra, Lermontov Kafkasya’daki Pyatigorsk kasabasında eski bir askeri okul arkadaşı Nikolay Martınov ile bir tartışmaya girdi. Martınov’un kız kardeşiyle ilgili yaptığı alaycı şakalar, ikilinin arasını açtı ve bir düello kaçınılmaz hale geldi. Bir uçurumun kenarında gerçekleşen düelloda Martınov ateş etti ve Lermontov göğsünden vurularak anında öldü. Henüz yirmi altı yaşındaydı.
Böylece Rus edebiyatının iki büyük şairi, birbirinden yalnızca dört yıl arayla, aynı yöntemle, otuzlu yaşlarına bile ulaşamadan hayatını kaybetti. Üstelik ikisi de bu ölüm biçimini kendi kalemleriyle, en ünlü kahramanlarının hikayesi olarak önceden yazmıştı.
Bu Tesadüf Neden Bu Kadar Çarpıcı?
Puşkin ve Lermontov’un hikayesi, edebiyat tarihçilerinin sıkça üzerinde durduğu bir örüntüyü gözler önüne seriyor: 19. yüzyıl Rus aristokrasisinde düello, hem bir onur meselesi hem de trajik bir gelenekti ve yazarlar bu gerçekliği eserlerine yansıtmaktan kaçınmadı. Ancak iki şairin de kurguladıkları ölüm biçimini birebir yaşaması, sadece toplumsal bir gerçekliğin yansıması olmanın ötesinde, okurları hâlâ ürperten bir kader birliğine dönüşüyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Her ikisi de düelloda hayatını kaybetti; Puşkin 1837’de, Lermontov ise 1841’de, dördü yıl arayla benzer bir sonla hayata veda etti.
Lermontov, “Şairin Ölümü” adlı şiirinde Puşkin’in ölümünden saray çevresini sorumlu tuttu; bu şiir onu bir gecede ünlü yaptı ama aynı zamanda Kafkasya’ya sürgün edilmesine yol açtı.
Puşkin’in “Yevgeni Onegin” ve Lermontov’un “Zamanımızın Bir Kahramanı” romanlarında, kahramanlar birer düelloda rakiplerini öldürür; bu sahneler, yazarların kendi ölüm biçimleriyle çarpıcı bir benzerlik taşır.
Evet, her iki şairin de şiir ve romanları Türkçeye çevrilmiştir; Ataol Behramoğlu’nun çevirileri bu alanda en çok bilinenler arasındadır.
İlgili Yazılar
Okumadan Ölmeyin: En İyi 10 Gizem ve Polisiye Roman Önerisi
Editörlük Nedir? Bir Kitap Editörü Neye Bakar?
Devrimin İzinde: Fransız İhtilali’ni Anlatan 5 Kitap
Dostoyevski: Ölüm Kararından Rus Edebiyatının Zirvesine Uzanan Bir Hayat
Kısa Cümlelerin Ustası: Ernest Hemingway’in Hayat Hikayesi
Düşünmeyi Öğrenmek İçin: Felsefeye Başlangıç Kitapları
Aklın Değil Duygunun Çağı: Romantizm Akımı ve Öncüleri
Kurgu Gerçek Olunca: Geleceği Tahmin Eden 6 Roman
